Ansiklopedik Bilgi - Bilgi Dünyası

Çocuğun "dilyetisini" kazanmanın doğuştan bir simgeleştirme yatkınlığı (bu olay insandaki dil yetilerinin evrenselliğini açıklar)  ile çevredekilerin konuşmasının yarattığı bir dış dürtünün birleşik etkisiyle oluştuğu sanılır. Yaşamın ilk yılları dil yetisinin kazanılması açısından temel süreyi olşturur; çocuk bu süreyi bildirişim kurmayı öğrenmeden geçirirse, konuşma yetisini bir daha ömür boyu kazanamayabilir. Bununla birlikte, çocuk sözcükler söyleme biçiminden değişik olarak da, "konuşma" öğrenebilir. Sözgelimi, sağır-dilsiz çocuklar çevreleriyle görsel işaretler yoluyla bildirişim kurarlar; ama bu göstergeler de dile dayanır: Demek ki önemli olan kullanılan gereç (ses, görüntü hatta dokunlan şeyler) değil, simgeleştirme yeteneğidir.

Çocuğun "dilyetisinin" gelişmesinde iki dönem ayırt edilir. Dilöncesi diye adlandırılan ilk dönem, yaşamın ilk aylarını (ilk on ay) kapsar. Çocukta önce yalnızca solunum olayından ileri gelen viyaklamalar duyulur. Üçüncü aya doğru çocuk  bazı sesler çıkarmaya başlar; ama bunlar denetimsiz seslerdir ve ilerde konuşmak için kullanacağı seslerden çok daha zengindirler. İlk dönemin sonlarına doğru, söz konusu sesler bebeğin içinde bulunduğu dil ortamına göre değişme gösterir.

İkinci dönem, ikinci yaşın başlarında ortaya çıkan dil dönemidir; çocuk ona birşey söyleyen büyüğün ne dediğini anlamaya başlar. Bütün öğrenme süresince anlama yetisi, dili kullanma yetisinden önce gelir. Çocuğn ikinci yaşı içinde söylediği ilk sözcükler, karmaşık anlamlar yüklü "tümce-sözler"dir. Yirmi aylık çocuk iki sözcüğü birleştirmeyi başarır; daha büyüyünce de yavaş yavaş dilbisi krallarına uygun tümceler kurar. Bu evreden başlayarak sözcük dağarcığı büyük bir hızla zenginleşir. Üçüncü yaşına basan çocuğun kendinden birinci kişi olarak ("ben" diye) söz etmesi bir dönüm noktasıdır: Özne olarak kendi varlığının bilincine ulaşmış demektir. Beş yaşına kadar, dilyetisi genelde ben merkezlidir; monologdan öteye geçmez; daha sonra başkalarıyla sıkı bir bildirişim kurmaya yarayacak, zenginliği ve niteliği ortama göre değişecektir. Bu nedenle dilyetisinin gelişmesi çocuğun genel gelişmesine sıkı sıkıya bağlıdır. Dilin edinilmesindeki gecikme ya da bozukluklar, çoğunlukla ruhsal ya da organik bozukluklarla birlikte görülür. Öte yandan, dilyetisinin gelişmesi zihinsel gelişmeyi de koşullandırır; çocukta bir durumu sözle betimlemek yeteneği ile  pratikte ona egemen olabilmek yeteneği arasında bağlantı bulunduğu kanıtlanmıştır.


Yorum Ekle!


Güvenlik kodu
Yenile