Uyku Nedir? Uykunun Bilimsel Açıklaması&Hayvanlar Nasıl Uyur?
Pazar, 14 Şubat 2010 20:06
Pazar, 14 Şubat 2010 21:59 tarihinde güncellendi
Yazar Administrator
"Uyku",Dış uyarılara karşı bilincin bir bölümünün ya da tümünün yitimiyle, tepki gücünün, istemli kas hareketlerinin ve birçok etkinliğin azalmasıyla beliren geçici ve genellikle devirli dinlenme durumudur.
Omurgasızlar arasında yalnızca kafadan bacaklılar ve böcekler gerçek anlamda uyurlar. Kafadan bacaklıların uykusu, memelilerinkine benzer ve gözbebeği küçülmesiyle, soluma sıklığının azalmasıyla belirir. Böceklerden kelebeklerin, karıncaların uyuduğu söylenebilir.
Balıkların hepsi uyumaz; kefal balığı sürekli hareket halindedir. İki yaşayışlılarda uyku olayı gözlemlenir, sürüngenlerden başlayarak da gerçek anlamda devirli duruma gelir. Balıklar ve yılanlar gözlerini hiçbir zaman kapamazlar. Kuşlarda, tam gün ritmi, her zaman gündüz ve geceyle düzenlenmemiştir. Kıyılarda yaşayan yağmur kuşları deniz inik olduğu zaman etkinlik gösterirler ve deniz kabarık olduğu zaman uyurlar. Sağangillerin uçarken uyudukları, günümüzde artık saptanmış bir gerçektir. Balinalar, su yüzünde uyurlar ve uyudukları zaman suyun dibine battıklarında, içgüdüsel bir kuyruk vuruşuyla yeniden yüzeye çıkarlar. At, aslında, ayakta değil yatar durumda uyur ve tıpkı inek gibi gözlerini seyrek olarak kapar. Gece avlanan hayvanların kovaladıkları canlıların öbür memeliler kadar uzun ve derin uyumadıklarını da belirtmek gerekir.
UYKUNUN PSİKOFİZYOLOjİSİNE İLİŞKİN VARSAYIMLAR
Uyku olayını açıklamak için birçok kuram ileri sürüldü. Sinirsel kuram, günümüzde bir yana bırakılmıştır. Bu kurama göre, sinir yollarının hücre zincirinde bir kesintinin uykuya yol açtığı ileri sürülüyordu. Dolaşım kuramı da, geceleyin, kanın beyinden Kı u.v çekildiğini ileri sürdüğü için bir yana bırakıldı. Başka bir kuram da, beyin kabuğunun etkinliğini büyük ölçüde azaltan bir ketvürma olayına dayanmaktadır. Ama bu kuram yanlıştır, çünkü beyin kabuğunun oynadığı rol, uyku bakımından büyük önem taşımamaktadır.Gerçekten .beyin kabuğu henüz çalışmayan yeni doğmuş bebekler ve beyin kabuğu olmayan hayvanlar da uyurlar. Sorunu çok daha genel bir açıdan ele giler alan biyolojik kuram, uykunun, fizyomat; lojik işlevlerin ortadan kalkması olmadığını ama bir içgüdü olduğunu ileri sürer. Kimyasal bir kuram ise, uyku ırasında ortaya çıkan kan ve sidik bileşimi çeşitlenmelerine önem verir.Evrimci kuram çok daha ilginçtir. Bu kuram, hipotalamusun oynadığı rol ile, evrim sırasında daha sonra ortaya çıkmış olan beyin merkezlerinin rolü üstündeki bir ayrıma dayanır. İki tür uyanıklık durumunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Birincisi, ilkeldir ve beyin kabuğu olmayan hayvanlar ile yeni doğmuş bebeklerde görülür ve özellikle, beyin kabuğu altı merkezler ile hipotalamusa bağlıdır. Bu uyanıklık durumu en temel gereksinimleri gidermeyi sağlar. Uyanıklık rekü durumunun daha evrim geçirmiş bir türü, daha yüksek işlevlere bağlıdır ve ilet beyin kabuğu tarafından düzenlenir. Düs Uyku, elektrofizyolojik yöntemlerle de incelenir. Çünkü, beyin dalgaları, kişi uyuduğu sırada, ayırt edici değişiklikler gösterir. İnsanda, alfa ritminin genliği azalmaya başlar (uykunun I. evresi), bu arada beyinsel etkinlik hızlıdır. Daha sonra ağır bir ritmin ortaya çıktığı evre gelir (teta ritmi), bunu da "genliği artan ve azalan ritimli dalgalar" (M. ve D. Jouvet) olan "di- limler"in görüldüğü III. evre izler. IV. evredeyse delta dalgaları görülür. Sekiz saatlik bir gece uykusunda, I'den IV'e kadar olan evreler üç ya da dört kez yinelenir. Beden sıcaklığı uyku sırasında azalır. Bu olay, metabolizmanın alçalmasıyla ve kasların gevşemesiyle ilgilidir.