Uyku Nedir? Uykunun Bilimsel Açıklaması&Hayvanlar Nasıl Uyur?

Yazdır PDF

"Uyku",Dış uyarılara karşı bilincin bir bölü­münün ya da tümünün yitimiyle, tep­ki gücünün, istemli kas hareketlerinin ve birçok etkinliğin azalmasıyla beli­ren geçici ve genellikle devirli dinlen­me durumudur.

Omurgasızlar arasında yalnızca kafadan bacaklılar ve böcekler gerçek an­lamda uyurlar. Kafadan bacaklıların uykusu, memelilerinkine benzer ve gözbebeği küçülmesiyle, soluma sıklı­ğının azalmasıyla belirir. Böceklerden kelebeklerin, karıncaların uyuduğu söylenebilir.

Balıkların hepsi uyumaz; kefal balığı sürekli hareket halindedir. İki yaşayışlılarda uyku olayı gözlemlenir, sürün­genlerden başlayarak da gerçek an­lamda devirli duruma gelir. Balıklar ve yılanlar gözlerini hiçbir zaman ka­pamazlar. Kuşlarda, tam gün ritmi, her zaman gündüz ve geceyle düzen­lenmemiştir. Kıyılarda yaşayan yağmur kuşları deniz inik olduğu zaman etkinlik gösterirler ve deniz kabarık olduğu zaman uyurlar. Sağangillerin uçarken uyudukları, günümüzde artık saptanmış bir gerçektir. Balinalar, su yüzünde uyurlar ve uyu­dukları zaman suyun dibine battıkla­rında, içgüdüsel bir kuyruk vuruşuy­la yeniden yüzeye çıkarlar. At, aslın­da, ayakta değil yatar durumda uyur ve tıpkı inek gibi gözlerini seyrek ola­rak kapar. Gece avlanan hayvanların kovaladıkları canlıların öbür me­meliler kadar uzun ve derin uyuma­dıklarını da belirtmek gerekir.

UYKUNUN PSİKOFİZYOLOjİSİNE İLİŞKİN VARSAYIMLAR

Uyku olayını açıklamak için birçok ku­ram ileri sürüldü. Sinirsel kuram, gü­nümüzde bir yana bırakılmıştır. Bu kurama göre, sinir yollarının hücre zincirinde bir kesintinin uykuya yol açtığı ileri sürülüyordu. Dolaşım ku­ramı da, geceleyin, kanın beyinden Kı u.v çekildiğini ileri sürdüğü için bir yana bırakıldı. Başka bir kuram da, beyin kabuğunun etkinliğini büyük ölçüde azaltan bir ketvürma olayına dayan­maktadır. Ama bu kuram yanlıştır, çünkü beyin kabuğunun oynadığı rol, uyku bakımından büyük önem taşı­mamaktadır.Gerçekten .beyin kabuğu henüz çalışmayan yeni doğmuş bebekler ve beyin kabuğu olmayan hayvan­lar da uyurlar. Sorunu çok daha genel bir açıdan ele giler alan biyolojik kuram, uykunun, fizyomat; lojik işlevlerin ortadan kalkması olmadığını ama bir içgüdü olduğunu ileri sürer. Kimyasal bir kuram ise, uyku ırasında ortaya çıkan kan ve sidik bileşimi çeşitlenmelerine önem verir.Evrimci kuram çok daha ilginçtir. Bu  kuram, hipotalamusun oynadığı rol ile, evrim sırasında daha sonra ortaya çıkmış olan beyin merkezlerinin rolü üstündeki bir ayrıma dayanır. İki tür uyanıklık durumunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Birincisi, ilkeldir ve beyin kabuğu olmayan hayvanlar ile yeni doğmuş bebeklerde görülür ve özellikle, beyin kabuğu altı  merkezler ile hipotalamusa bağlıdır. Bu uyanıklık durumu en temel gereksinimleri gidermeyi sağlar. Uyanıklık rekü durumunun daha evrim geçirmiş bir türü, daha yüksek işlevlere bağlıdır ve ilet beyin kabuğu tarafından düzenlenir. Düs Uyku, elektrofizyolojik yöntemlerle de incelenir. Çünkü, beyin dalgaları, ki­şi uyuduğu sırada, ayırt edici değişik­likler gösterir. İnsanda, alfa ritminin genliği azalmaya başlar (uykunun I. evresi), bu arada beyinsel etkinlik hız­lıdır. Daha sonra ağır bir ritmin orta­ya çıktığı evre gelir (teta ritmi), bunu da "genliği artan ve azalan ritimli dalgalar" (M. ve D. Jouvet) olan "di- limler"in görüldüğü III. evre izler. IV. evredeyse delta dalgaları görülür. Se­kiz saatlik bir gece uykusunda, I'den IV'e kadar olan evreler üç ya da dört kez yinelenir. Beden sıcaklığı uyku sı­rasında azalır. Bu olay, metabolizma­nın alçalmasıyla ve kasların gevşemesiyle ilgilidir.