Çarşamba, 27 Ocak 2010 17:46
Son devrin en büyük şair ve yazarlarından olan "Necip Fazıl" aslen Maraşlı bir ailedendir. 26 Mayıs 1904 yılında İstanbul'da doğmuştur. Babası hukukçu Fazıl Bey, annesi Mediha hanımdır.Çileli ve uzun bir ömür sürmüş olan şairimiz Amerikan ve Fransız kolejlerinde, bahriye mektebinde ve nihayet Darülfünun da tahsilini sürdürmüş, 1925 yılında yine tahsil için Paris'e gönderilmiştir. Burada tam bir "bohem hayatı" yaşayan ve bir türlü huzur bulamayan Necip Fazıl, bir sene sonra yurda dönmüş, yazdığı "örümcek ağı" isimli şiir kitabıyla kendini göstermiştir.
1928'den sonra şair olarak geniş bir ilgi gördü. Onun şiirimize getirdiği muhteva yeniliği üstatlar tarafından hayranlıkla kaşılandı. Bilhassa dini çevrelere düşmanlığ ile tanınan kimseler onu göklere çıkardılar. Ne var ki "Necip Fazıl" 1934 yılında Şeyhi Abdilhakim Arvasi'nin büyük tesiriyle eski Necip Fazıl'ı bir kenara itip; coşkun, duygulu ve dindar bir "Necip Fazıl" olarak hayatını sürdürmeye başlayınca aynı kimseler hemen ona cephe aldılar. "Necip Fazıl " ise her biri bir sanat şaheseri sayılan şiirlerinde Allah, Fazilet,inanç, iyilik, manevi, dünya, yalandan gerçeğe dönüş gibi güzellikleri ustaca işliyor, yeni bir ekol olşturuyordu.
1943'den itibaren fikirlerini ve düşüncelerini yaymak ve bunu topluma kabul ettirmek için "Büyük Doğu" isimli mecmuayı neşre başladı.Daha önce ise 1936'da, ağaç isimli ir dergi çıkarmıştı. Büyük doğuda neşredilen yazılar devrin idaresi tarafından tepkiyle karşılanınca şairimiz mahkeme edilemeye ve hapis cezalarına çarptırılmaya başlandı. Ancak o, inandığı kutsal davasını hapisde de sürdürmüş, Hatta oğlu Mehmet'e yazdığı "Zindandan Mehmete Mektup" isimli meşhur şiirinde "Sanma bu tekerlek kalır tümsekte" diyerek mücadelenin süreceğini bildirmiştir"
"Necip Fazıl" bu heyecanlı ve çileli hayatını sürdürürken şiirin yanında tiyatro eserleri, fıkra,hikaye, tarih, tenkit ve biyografya türünde de eserler yazdı. Bu kitapların her biri geniş yankılar uyandırdı. Oyunları çeşitli tiyatrolarda defalarca sahnelendi.
Sonunda şairimiz 25 Mayıs 1980 yılında "Sultanuş-Şuara" yani "Şairler Sultanı" ünvanıyla taltif edildi. Şiirlerini topladığı "Çile" isimli kitabı pek çok kere basıldı.
25 Mayıs 1983 yılında İstanbul'da vefat ettiğinde ardında pek değerli eserler bıraktı. Cenazesi muhteşem bir kalabalık tarafından kaldırılarak defnedildi.



